KURUMSAL
SON DUYURULAR
Ali Atasoy Yazarın Tüm Yazıları
Ankara'da 1973 yılında doğdu. İlk, orta öğrenimini Ankara'da tamamladı. Lisans ve yüksek lisansını Ankara Üniversitesi’nde tamamlayıp, 1995 yılında Kırıkkale Üniversitesi Keskin MYO'da okutman olarak göreve başladı ve 1999 yılında öğretim görevlisi k...

İnsanoğlu asırlardır gökyüzüne bakar, toprağa bakar, “Bu düzen nasıl böyle kusursuz olur?” diye düşünür. Kur’an-ı Kerim’de “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık” (Kamer, 49) buyrulur. İşte altın oran, bu “ölçü”nün somut bir yansıması gibidir.
Altın oran, bir bütünün daha büyük kısmının (a), küçük kısma (b) oranının, bütünün büyük kısma oranına eşit olduğu bir dengedir. Matematikte şöyle anlatılır:
a / b = (a + b) / a
Bu oran yaklaşık olarak 1,618’dir. Yani büyük parça, küçük parçadan 1,618 kat daha uzundur.
Her şeyde bir ölçü, bir denge, bir uyum vardır. Bir çiçeğin yaprakları, bir ayçiçeğinin çekirdek dizilişi, bir salyangozun kabuğu bile aynı orana göre döner durur. İnsan yüzünde, el parmaklarında, hatta kalp atışında bile bu ölçü gizlidir. Düşünün; bir arının peteğini yaparken kullandığı açı bile kusursuzdur. Kâbe’nin dünya üzerindeki konumu bile, bazı araştırmacılara göre altın orana çok yakınmış. Tesadüf mü dersiniz buna? Ben demem.
Altın oran sadece doğada değil, insanda da olmalı. Rabbimizin emrettiği “orta yol” da aslında bu dengenin manevi halidir. Ne aşırıya kaçmak, ne de gevşek davranmak… Tıpkı bir tarlayı ekerken ne fazla su vermek gerekir, ne de az. Denge bozulursa bereket de kaçar.
Gözlerimiz de bu orana hayran. Psikolojik araştırmalar, altın orana sahip yüzlerin veya kompozisyonların insanlarda “doğal bir güzellik” duygusu uyandırdığını gösteriyor. Sanatçılar, fotoğrafçılar, mimarlar… Hepsi farkında olmadan bu gizli simetriye yaslanıyor.
